
Pek aldırmadım. Akşama doğru hafif ateşle birlikte sindirim sistemimde,
nasıl desem, bir detoks çabası belirdi! "Eyvah," dedim, "İşte tipik
belirtiler, bittim ben"! Bu genç yaşta H1N1'in esiri olacağım!
Hastanelere kaldırılacağım, serumlar takılacak, ateşler içinde yanacak,
kâbus göreceğim.
Öyle ya... Çağın en büyük pandemisi değil mi bu kardeşim? Dehşet içinde
aşı yapılmıyor mu herkese? İlgili kimseleri arayıp, dramatik bir sesle
grip olduğumu, haklarını helal etmelerini söyleyerek 7 Kocalı Hürmüz'ün
İzmir galası ve müteakip hiçbir röportaja katılamayacağımı belirttim. O
gece hem durumun daha da vahimleşmemesine şaşırarak, hem de fenalaşıp
hastaneye kaldırılmaya hazırlıklı vaziyette uyudum!
İki gün 37.8-38 santigratlık vücut ısısıyla evde oturup film seyrettim.
Az bir şey boğaz ağrısı, günde dört beş defa hafif öksürük, belli
belirsiz kas ağrıları, azıcık yorgunluk. "Domuz gribi paniği" diye bir
şey olmasa "hafif üşütmüşüm" deyip çalışmaya devam edeceğim bir hal!
Dördüncü gün kalkıp alışverişe çıkma arzusuyla yanıp tutuşacak kadar
enerjiktim! Dedim ki "Bu yanlış teşhis, soğukalgınlığını A grubu grip
zannettik!" Sonradan aşı olup olmama konusunda doğru karar vermek
amacıyla test yaptırdım.
Testin sonuçları, altıncı gün, artık evde oturmaktan fenalık geçirip,
giyinip sinemaya gitmek üzere olduğum anda geldi: Kapı gibi domuz
gribiydim! Ve yedi gün boyunca eşe dosta bulaştırabilirdim, dolayısıyla
iki gün daha karantina altında evde kalmam uygun olacaktı! Birkaç gün
daha halka karışmadım, bu esnada evde oturup çıkacak kitabımı bitirdim,
onuncu günde de kalkıp süslenip bir film galasına katıldım! Dostlarım,
sevgili okuyucularım! H1N1 hakkında kişisel tecrübelerime göre, benim
ömrümde geçirdiğim en hafif grip! Kaprissiz, mülayim karakterli bir
virüs! Hani grip olunca geceleri boğaz acır, burun akar, öksürük olur,
insan bir gıdım uyuyamaz, gittikçe sefilleşir ya, bu garibanda hiç öyle
numaralar yok! Kütük gibi uyuyor, hapır hupur yiyorsun. Hafif ateş,
hafif rehavet, "Esas kötü evresi herhalde daha başlamadı" derken
derken, fıss bitiveriyor!
"Üç gün uyku, dördüncü gün deniz" diye nitelendirebileceğimiz bir
süreç! Ben, benim gibi atlatanların (ki doktorlar çoğunluk olduğumuzu
söylüyorlar) H1N1 tecrübesine "Arda Turan tipi iyileşme" diyorum.
Böylece benim de kategorisel olarak sportif bir insan olduğum sonucu
çıkıyor ki, yalan! İnanın ona bile gerek yok! Genel olarak sağlıklı,
solunum sisteminde kronik hastalık olmayan, güçlü, normal yiyen, normal
uyuyan, ne bileyim pek sigara filan da içmeyen biriyseniz, domuz
gribini farkına varmadan, hafif bir soğukalgınlığı gibi
atlatabilirsiniz! Eğer "Risk grubundayım", "Sağlığım ve/veya yaşım
herhangi bir gribi kaldırmayabilir", "Bebeğim var, bakıcı yok,
hastalanırsam bittik," ne bileyim "İşimi bir gün bile aksatmak istemem,
ben matine suare sahneye çıkıyorum kardeşim" veya "Grip olamam, her
hafta maçım var hacı" filan diyorsanız, ya da pimpirikli tipseniz,
canınız öyle istiyorsa, aşı olun. Değilse olmayın. Bu kadar basit. Her
yıl ziyaret eden normal grip ve normal grip aşısından daha özel bir
durumla karşı karşıya değiliz bence. Bu konuda da bu kadar kafa
patlatmayın, grip olmayalım derken ruh hastası olacağız yakında ha!
Tamam el yıkayın, öpüşmeyin filan... Ama hayata karışın, sinemaya
tiyatroya gidin, otobüse binin, keyfinize bakın. Ne bu be, aaa! Yanarım
yanarım güzelim İzmir'deki galaya gidemediğime yanarım!
Sabah- Gülse Birsel


Yorum yapmak için tıklayınız


















